Hayvan Hakları ve Hayvanları Koruma Yasaları: Onların Geleceğini İlgilendiren Sorunlar

3 Mart 2020
Hayvan hakları ve hayvanları koruma yasaları konusunda epey bir gelişme kaydetsek de hala katetmemiz gereken çok yolumuz var. Bu konuda düzenlenen yönetmelikler, hem kafes hayvanları hem de vahşi hayvanlar için büyük önem teşkil ediyor. Bugünkü yazımızda, her zaman geçerliliğini korumaya devam eden bu konu hakkında sizi biraz bilgilendirmek istiyoruz. 

Hayvan hakları ve hayvanları koruma ile ilgili ilerleme kaydetmemize rağmen bunun toplumda benimsenmesi için hala çok yolumuz olduğu bir gerçek. Hala hayvanlara saygı duyan bir toplum olma yolunda daha çok ilerlememiz gerekiyor. Ayrıca, etik ve sürdürülebilir üretimin mantığını da iyice kavramamız gerek. Neyse ki son yıllarda kamu düzeninde az da olsa gelişme göstermiş durumdayız.

Hayvan hakları hakkında eleştiriye açık bazı temel sorunlar hala geçerliliğini koruyor. Örneğin, hayvanları koruma yasalarının çoğu sevimli evcil hayvanlara odaklanmış durumda; yani hem vahşi yaşamı hem de fabrika çiftçiliği konusunu es geçmeye devam ediyor. Ayrıca her ülkenin; kendi gelenekleri ve hukuki yapısı, kültürü, tüketim anlayışı, eğitim sistemi ve vatandaşlarının sosyoekonomik durumu gibi birçok faktör çerçevesinde yaptığı değerlendirmelere göre kendi problemlerini gözden geçirmesi gerekiyor. Buna bir örnek olarak boğa güreşlerini verebiliriz.

Aşağıda, hayvanları koruma konusunda önümüzdeki yıllarda üstesinden gelmemiz gereken en temel problemlerden bahsedeceğiz. Hayvan hakları hareketi nereye gidiyor? Temsilcilerimiz buna nasıl karşılık vermeli?

Hayvan hakları ve hayvanları koruma yasalarının geleceği: evcil hayvanların ötesine geçmek

hayvan hakları ve hayvanları koruma yasaları:boğa ve matador

Her şeyden önce, hayvan hakları ve hayvanları koruma yasaları konusunda halletmemiz gereken en büyük problemlerden olan mitleri ve bazı türlerin “işlevleri” hakkındaki yerleşmiş görüşleri yıkmamız gerekiyor. Hayvanlar her zaman kültürümüzün önemli bir parçasıdır ve hatta yeri geldiğinde kendimizi onlarla özdeşleştirdiğimiz bile oluyor.

İnsanlar, paylaştıkları duygusal yakınlık sebebiyle kendine arkadaşlık eden hayvanlarla empati kuruyor. Diğer yanda da bizim için “doğal besin kaynağı” olmaktan öteye gidemeyen hayvanlar var.

Farklı türlere olan yaklaşımımızdaki bu ayrımın özellikle de kanunen oldukça belirgin bir şekilde çizilmiş olduğunu görüyoruz. Örneğin, arkadaşlık ettiğimiz hayvanlara özel yasal haklar tanıyarak onları kişiye tahsis edilen bir mal varlığı olmaktan çıkarıp duyguları olan bir varlık olarak tanımış oluyoruz.

Ancak yine aynı ülkelerde, binlerce hayvan tüm hayatını kafeslere kapatılarak kötü koşullarda geçirmeye, insanlar ise hobi olarak avlanmaya devam ediyor. Bunlar, hayvanları koruma alanındaki gelişmelerin ve istismara karşı mücadelenin evcil hayvanlara odaklandığına dair sadece birkaç örnek.

Bu bağlamda, bazı hayvanların sadece insanların ihtiyaçlarını karşılamak üzere var olduğu fikrinin üstesinden gelmek, oldukça komplike olmakla beraber ivedi ve gerekli bir mücadele olarak karşımıza çıkıyor. Bu yaklaşımı değiştirmediğimiz sürece, vahşi yaşam ve çiftlik hayvanlarını da kapsayan hayvan hakları ve hayvanları koruma yasaları hakkında ilerleme kaydetmek çok zor olacaktır. Ayrıca, böyle devam edersek her canlı türünün haklarını koruyan yasaların benimsenmesi de mümkün olamaz. 

Hayvan hakları ve hayvanları koruma yasaları: farklı ancak eşit derecede önemli sorunlar

“Hayvanları koruma yasaları”ndan bahsetmekle hayvan haklarını tanımış olmuyoruz. Yani, bunun yasalar içerisinde geçen bir disiplin olarak profesörler tarafından üniversitelerde öğretiliyor olması hayvanların pratikte yasal haklara sahip olduğunu göstermiyor.

Hatta bu durum hayvanların korunması konusunda ilerlememize engel oluyor. Yine de biz, hayvan haklarının üniversitelerde öğretilmeye devam etmesini sağlamalıyız.

Ayrıca yeni yasaların yürürlüğe girmesinde aktif rol alacak eğitimli uzmanlara ihtiyacımız var. Hayvan hakları politikasının gerekli düzenlemelerle devlet nezdinde uygulanabilir hale gelmesi ancak bu şekilde mümkün olabilir. Bunun yanı sıra, neden temel eğitim programlarına da dahil edilmesini sağlamayalım ki?

Temel hayvan haklarının tanınması konusunda gelişme gösterebilmemiz için yapmamız gerekenler işte bu şekildedir. Hayvan hakları “uzmanları” hayvanların yasal statüsünü değiştirme konusunda büyük bir fark yaratabilir. Bu, hayvanlara eşit şekilde muamele edilmesini sağlamak ve böylece evcil hayvanlar üzerindeki sınırlarlamaları da yok etmek için elzemdir.

Sonuç

Hayvan hakları üzerine kapsamlı ve bütünsel bir analiz yapmak çok önemlidir. Bunu, toplumun her alanını hesaba katıp düşünerek ve hayvanlarla nasıl bir ilişkimiz olacağını belirleyerek yapabiliriz. Ancak o zaman sınırlayıcı politikalar ve tartışmalı konular bir problem olmaktan çıkar ve toplumun etik ve sürdürülebilir alışkanlıklar kazanması için sağlam bir temel oluşturulabilir.

  • Proposición de Ley de modificación del Código Civil, la Ley Hipotecaria y la Ley de Enjuiciamiento Civil, sobre el régimen jurídico de los animales. 2017. Extraído de: http://www.congreso.es/public_oficiales/L12/CONG/BOCG/B/BOCG-12-B-167-1.PDF
  • Abogacía española. 2019. Retos en materia de protección animal. Extraído de: https://www.abogacia.es/2019/01/18/retos-en-materia-de-proteccion-animal/