Muhteşem Bir Belgesel: “Köpekçe, Pek İnsanca”

2 Aralık 2018
“Hayvanlar, insanlardan daha iyi kalpli”. Hiç buna benzer bir sözü duydunuz mu? Muhtemelen duymuşsunuzdur. Hayvanseverler için hayvan dostlarımız bir arkadaş, neşe kaynağı ve dert ortağı…

Bizim gibi hayvansever çok insan var ancak bizden de fazla hayvanları sokaklara terk eden insan var. Peki neden? Bu soruyu cevaplamak sanki imkânsız. Hayvanları sokağa terk etmenin zararları üzerine bir film çekmeye karar veren bu belgeselin yapımcıları da kendilerine aynı soruyu sormuşlar.

“Köpekçe, Pek İnsanca” ne anlatıyor?

köpekler kameraya bakıyor

“Köpekçe, Pek İnsanca” belgeseli, İspanya’da niye hayvan barınaklarına ihtiyaç olduğunu açıklamaya çalışıyor.

Belgesel, Kültürel Araştırmalar Derneği’nde harika işler çıkaran profesyonellerin bir girişimi.

Ciudad Real’de Sokağın Sesleri isimli bir barınak, belgesele ilham kaynağı olmuş. Hatta belgeselde gördüğümüz röportajların büyük bir kısmı, bu barınağın çalışanlarıyla yapılmış.

Belgeselde olaylar, birçok farklı bakış açısından anlatılmaya çalışılıyor. Ancak esas olarak belgeseli bir köpeğin gözlerinden izliyoruz. Köpek, kendi dilinden çok sevdiği sahibi tarafından terk edildikten sonra nasıl hissettiğini anlatıyor.

Terk edilmiş köpeğin hayatı

Köpekler bizim karakterimize, zevklerimize ve onları içine koyduğumuz durumlara adapte olabiliyorlar. Ayrıca bize oldukça bağlılar, bu nedenle belgeseldeki köpek de terk edilmesinin ardından “Şimdi ben sensiz nasıl yaşayacağım?” diye soruyor.

Belgeselin geri kalanı çeşitli profesyonellerle röportajlardan oluşuyor. Bu profesyoneller, kendi tecrübelerine dayanarak köpeklerin niye terk edildiğine bir açıklama getirmeye çalışıyor. Evinize bir hayvan almayı düşünüyorsanız bu röportajları izlemek size kişisel durumunuzu gözden geçirmeniz ve akıllıca bir karar vermenizde yardımcı olacaktır. Bu konuda hislerinizle değil, mantığınızla düşünmeniz çok önemli.

“Köpekçe, Pek İnsanca” belgeselini merak ediyorsanız fragmanını izleyebilirsiniz.

Terk edilmenin hayvanların üzerinde büyük bir üzüntü yarattığı şüphe götürmez bir gerçek. Sokaklara bırakılan hayvanların hepsi farklı nedenlerle terk edilmiş olsa da bunun önünü almak için bir şeyler yapabiliriz.

Nasıl önleriz?

Bu belgeselin geçtiği İspanya gibi gelişmiş ülkelerde bile hayvan sahibi olma konusunda yanlış düşünceler var.

Siz hayvan besliyorsanız başkalarının bunun nasıl bir şey olduğunu anlamasına yardım etmelisiniz. Hayvanınız yoksa lütfen evinize almadan önce şunları düşündüğünüze emin olun:

  • Büyüdüğünde ne olacak? Bazen yavru köpeklerin tatlılığı bizi fazla düşünmeden ani kararlar almaya itebiliyor. Büyüdükten sonra da ona aynı şekilde bakabilecek misiniz? Bu soruyu ancak siz yanıtlayabilirsiniz.
  • Hastalanırsa ne yapacaksınız? İnsan ya da köpek olsun, hastalık demek zaman ve para harcanması demek. Hastalanırsa hayvanınız için ne kadar fedakârlık yapabilirsiniz?

Düşünülmesi gereken başka noktalar

  • Tatile giderken ne yapacaksınız? Eve hayvan almak, ailenize yeni bir üye katılmasıyla eşdeğerdir. Artık o hayvan hayatınızın bir parçası haline gelir. Eğer sık seyahat eden veya uzun tatillere giden biriyseniz hayvanınızı için de bir çözüm üretmeniz gerekiyor. Ya onunla beraber seyahat etmenin bir yolunu ya da gittiğinizde sizin kadar iyi bakacak birilerini bulmanız gerekiyor.
  • Masrafları karşılayabilecek misiniz? Her hayvan masraflarıyla beraber gelir ve bu sadece mama masraflarından ibaret de değildir. Aşılar, veteriner randevuları, oyuncaklar, yatak, mama kapları… Hayvanınıza bu kadar para harcayabilecek misiniz ya da harcamak istiyor musunuz?

Lütfen köpek sahibi olmadan önce iyi düşünün ve çevrenizdekilerin de iyi düşündüğünden emin olun. Hayvan sahibi olmak sıkılınca fırlatıp atabileceğimiz bir oyuncak sahibi olmaya benzemez. Burada bakımını üstlendiğiniz bir can söz konusu.