Kalbinizi Isıtacak Bir Hikaye: Köpekler Adasının Bakıcısı

· 17 Aralık 2018
Yoksulluk ve beslenme yetersizliği, en beklenmedik durumlara bile etki eden dünya çapında bir sorundur.

Her ne kadar yoksulluk sebebiyle mağdur olan insanlardan sık sık bahsetsek de, çoğu zaman diğer kurbanları unutuyoruz: Hayvanlar. Örneğin, Pakistan’da bulunan köpekler adası tam da bunu kanıtlar niteliktedir.

Eğer bu konuyla ilgili daha fazla şey öğrenmek ve neden “Köpekler Adası” dendiğini keşfetmek istiyorsanız, bu makalemizi kaçırmak istemeyeceksiniz. Okumaya devam edin!

Köpekler Adası ve  Onların Bakıcısı

Muhtemelen aklınıza gelecek olan ilk soru: Neden Köpekler Adası deniyor?  Aslında cevap çok basit: Çünkü bu ada benzersiz bir şekilde yalnızca köpeklerin yaşadığı bir adadır.

Köpeklerin oraya nasıl ulaştıklarını kimse bilmiyor ancak adada uzun yıllardır yaşadıkları kanıtlanmış bir gerçek. Ne yemeğe ne de suya erişimleri var. Bu da demek oluyor ki eğer Köpekler Adasının bakıcısı olarak ün salmış olan Muneer gibi iyi kalpli insanlar olmasa, köpekler açlık ve susuzluktan ölecekler.

Munner, Köpekler Adası’nın yakınlarına kadar gelip orada avlanan bir balıkçı. Ne zaman Munner adaya gitse, bütün köpekler onu karşılamak için can atıyorlar. Çünkü Munner’in birazdan tam olarak ne yapacağını biliyorlar: Onlara su ve yemek vermek!

Peki Munner bütün bunları neden yapıyor? Kendisi şöyle diyor:

“Ben bu köpeklerle ilgileniyorum çünkü onları benden başka koruyacak kimse yok. Onları beslemeyi seviyorum; çünkü Allah’ın emeklerimin karşılığını vereceğini biliyorum. Eğer ben onları beslersem, Allah da beni besler. Hayvanları korumak tüm Müslümanların bir görevidir. Yalnızca merhamet duygusu olmayan insanlar onlara yardım etmezler.”

Pakistan’da Yaşayan İnsanlar Köpeklere İyi Bakıyor Mu?

Munner ve diğer balıkçıların davranış şekillerini görmek, Pakistan‘da bulunan köpek veya diğer hayvanların çok iyi bakıldığını düşünmemize neden olabilir. Ancak gelin görün ki ülkenin mali açıdan başkenti olan Karachi şehri sokaklarda yaşayan terk edilmiş köpeklerle dolu bir şehir.

Şehrin sakinleri ise bu hayvanların pis ve değersiz olduğunu ve dolayısı ile hükümetin de köpek nüfusunun artmasını önlemek için hayvanları zehirleme kampanyalarını teşvik etmekte haklı olduğunu düşünüyorlar.  Sırf bu sebepten 2016 yılında 700’den fazla köpek itlaf edildi.

Köpekler Adası’ndaki Bakıcının Durumuna Benzeyen Diğer Olaylar

Şimdiye kadar da gördüğümüz gibi, önemli olan bir insanın hangi ülkede yaşadığı değil, Munner’ın hikayesinde olduğu gibi kalplerinin güzelliğidir. Neyse ki, ihtiyacı olan hayvanlara yardım etmeye istekli olan başka insanlar da olmuştur. 

Birazdan bahsedeceğimiz hikayelerden bir veya belki de daha fazlasını duymuş olma ihtimaliniz var; fakat yine de gelin birkaç tanesini yeniden hatırlayalım:

  • Istanbul’dan Mustafa Ele. İstanbul’un kediler şehri olduğunu söylüyorlar, çünkü her yerdeler. Ama yine de hepsi sığınacak bir yer bulamayabiliyor. Mustafa, görevli olduğu camiyi bu muhtaç kediciklere açıyor; ve böylece burada kalıp karınlarını doyurabiliyorlar.
  • Wan Yan. Bu Çinli centilmen daha da ileri giderek bir milyon dolarlık servetini terk edilmiş köpeklerin yemek ve barınma ihtiyaçları için harcıyor. Yaşadığı şehrin sokaklarında ne kadar çok terk edilmiş hayvan olduğunu fark ettiğinde, bir şeyler yapmaya karar veriyor. Ve yapıyor da!
  • Huzur evi. Bir kadın, yaşlı hayvanlar için bir huzur evi yapmak ve onların hayata düzgün ve mutlu bir şekilde veda etmelerini sağlamak adına kendi evini bağışladı. Bütün parasını ise mama, veteriner bakımı ve ilaç masrafları için harcamak istedi. Bu kadın kesinlikle birçok insan için bir rol model olmuştur!
  • New York’ta bir otel. Dünyanın başkenti olan New York’ta bile insanlar, hayvanların daha iyi bakılması için yapılan girişimlere katkı sağlama yolları arıyorlardı. Sadece evsiz insanları değil, hayvanları da beslemeye başladılar.

Bu hikayeler, aynı Köpekler Adası ile ilgili anlattığımız hikaye gibi, bize hala iyi kalpli insanların var olduğunu ve belki de, bir gün terk edilme hikayelerinin tamamen son bulacağı bir dünya yaratabileceğimiz umudunu veriyor.  Umuyoruz ki o gün çok yakında gelir!

Ana resim kaynağı: http://www.elpais.com