Hayvan Klonlama: Avantajları ve Dezavantajları

6 Eylül 2019
Hayvan klonlama, son yıllarda en tartışmalı bilimsel gelişmelerden bir tanesidir. Bu durumun tüm avantajlarını ve dezavantajlarını sizlere açıklayacağız.

Hayvan klonlama, son zamanlardaki en çok tartışılan bilimsel gelişmelerden bir tanesidir. Ancak, klonlayarak transgenik hayvanlar elde etme ihtimali, mevcut tıpta önemli bir rol oynamıştır.

Transgenez sayesinde birçok hastalığın tedavisi önemli ölçüde artmıştır, ancak birçok kişi bunun ne olduğunu bile bilmemektedir. Bu makalede, klonlamanın ne olduğunu, bilim adamlarının transgenik hayvanları nasıl oluşturduklarını ve bu tekniğin avantaj ve dezavantajlarının neler olduğunu açıklayacağız.

Hayvan klonlama nedir ve bilim insanları transgenik hayvanları nasıl oluşturur?

Transgenez olarak da bilinen hayvan klonlama, genetik bilginin bir organizmadan diğerine aktarıldığı bir işlemdir. Transgenik hayvanlardan bahsederken, DNA aktarımından söz ediyoruz.

Genel olarak, bir bireyin kodu veya integral genetik materyali başkalarına aktarılmaz. Bir işlem uygulamadan önce, bilim insanları belirli genleri seçmek, çıkarmak ve izole etmekle sorumludur.

Transgenez aracılığıyla yaratılan canlılar, transgenik varlıklar ya da organizmalar olarak kabul edilir. Bu, transgenik hayvanların bazı genetiği değiştirilmiş özellikler gösteren hayvanlar olduğu anlamına gelir.

transgenik

Bütün hayvanlar klonlanabilir mi?

Teoride, bilim adamları genetik kodu olan her canlıyı klonlayabilir. Bu yüzden, bütün hayvanlara, insanlara bile transgenez uygulanabilir.

Bilim adamları bugüne kadar laboratuvarlarda hayvan klonlamasını test etmek için farklı tür hayvanlar kullandılar. Küçük böceklerden parazitlere, balıklara, kuşlara, sürüngenlere ve hatta keçi, maymun, domuz, koyun, fare ve tavşan gibi memelilere kadar.

Bununla birlikte, bilim insanları transgenik deneyler için en çok fareleri tercih ettiler. Çünkü fareler küçük boylu, kolayca idare edilebilen ve esaret altındaki yaşama rahat alışabilen canlılardır.

Dolly ve klonlama

Dolly, muhtemelen tarihteki en ünlü transgenik hayvandır. Dolly, 1996 yılında klonlanmıştır. Dolly, yetişkin hücrelerin çekirdeğinin genetik materyalinin transfer edilerek klonlanan ilk hayvandır.

Bu olayın popülerliğine rağmen, bilim dünyasında ilk klonlanan hayvan Dolly değildir. İlk hayvan, %50’li yıllarda hayvan klonlama sürecinden geçen kurbağalardı.

dolly

Dolly’nin doğumu dünyada birçok tartışmaya yol açtı ve klonlamayı gündeme getirdi. Günümüzde bu konu hala tartışmalı olmaya devam ediyor. Hatta bazı bilim insanları arasında bile bu konu üzerinde bir fikir birliği bulunmamaktadır.

Hayvan klonlama: avantajı ve dezavantajı

Hayvan klonlama ve transgenik hayvanlar gibi tartışmalı bir konu hakkında konuşurken, avantajlarını ve olası risklerini göz önünde bulundurmak önemlidir. Bu şekilde, böyle bir konuda daha rasyonel ve dengeli bir bakış açısı kazanabiliriz.

Hayvan klonlamanın avantajı

  • Bilim adamları, transgenezi mümkün kılmak ve geliştirmek için farklı deneyler geliştirdi. Bu araştırma, türlerin genetik yapılandırması konusundaki bilgilerimizi büyük ölçüde genişletmiştir.
  • Genomu daha iyi anlayarak, kanser gibi hayvanları ve insanları etkileyen hastalıklar için yeni tedavilerin geliştirilmesini sağladılar.
  • İlaç üretimi de transgenik hayvanlar üzerinde yapılan araştırmalardan faydalanmıştır. Bilim adamları, genetik manipülasyondaki gelişmeler sayesinde en yeni nesil ilaçları üretebilmiştir.
  • Transgenez, şu anda hastaların organ bağışı için uzun süre beklemelerini gerektiren mevcut organ ve doku nakli sistemlerinde de devrim yaratabilir. Ayrıca, rejeneratif hücre tedavileri için kök hücre tedariğini de kolaylaştırabilir.
  • Klonlama teknikleri ayrıca gen bankalarının oluşturulmasını sağlayabilir. Bu, birçok canlının insan etkisi nedeniyle ekosistemden kaybolmasını da önleyecektir.

Genetik manipülasyonun dezavantajları ve riskleri

  • Transjenik hayvanlar, diğer birçok şeyin yanı sıra alerjik reaksiyonlara karşı daha savunmasız olurlar. Bunun sebebi, genetik bilginin içerisinde orijinal olarak bazı proteinlerin bulunmamasıdır. 
  • Yeni genin, transjenik organizmanın tam olarak hangi genomunda oluşacağını kestirmek güçtür. Bu yüzden, bir bireyden diğerine gerçekleştirilen gen aktarımının nihai sonucunu önceden kestirmek her zaman mümkün değildir. 
  • Transjenik hayvan nüfusunun ciddi bir şekilde kontrol altına alınması gerekir. Böylece ileride ekosistemlerinin asıl üyelerine karşı tehdit oluşturmamış olurlar.
  • Deneyler için canlıların kullanılmasının etik bir boyutu vardır. İnsanların, özellikle de bilim insanlarının, doğanın kendisine hangi noktaya kadar müdahale etmesi ve buna hangi sınırların koyulması gerektiğini tartışmalıyız.