Evcil Hayvanın Yasını Tutmak ile Bir İnsanın Yasını Tutmak Aynı Mıdır?

· 13 Aralık 2018
Son zamanlarda evcil hayvanınızı kaybettiyseniz uyumakta zorlanmanız, yeme-içmeden kesilmeniz ve depresyona girmeniz çok normaldir.
Kedileri ve köpekleri öldüğünde hayvan sahiplerinin çoğu, sevdikleri bir insanı kaybetmişçesine benzer acılar hissederler. Bir evcil hayvanın yasını tutmak, çoğu durumda bir insan kaybından bile daha çok acıtır. Daha fazlası için okumaya devam edin.

Evcil hayvanın yasını tutmak: Acı verici bir an

Daha önce bir kedi veya köpeğin ölümünü tadanlar, o acıyı iyi bilirler. Çoğu hayvan sahibi, en iyi arkadaşının ölümünden sonra uykusuzluk, beslenme problemi ya da günlük hayata dair sorunlar yaşamaya başlar.

bir köpeğin ölümü

Ayrıca, çoğu odaklanma sorunundan da muzdarip. Enerjileri düşük, hissiz ve depresifler. Çocuk sahibi olamayan çiftler, kedi ve köpeklerini “evlatları” gibi görme eğilimindedirler. Hayvanların ölümünü takip eden bu süreçte, evliliklerin de sonlanma ihtimali epey yüksektir.

Her ne kadar aksinin doğruluğuna inanılsa da, evcil hayvanları öldüğünde kedi sahipleri köpek sahiplerine göre daha büyük acı hissederler. Neden? Çünkü kediler daha küçük alanlarda beslenir. Ayrıca, insanlarla kediler arasında ruhsal bir bağ olduğunu söyleyenler de var.

Yaşlılar ve çocuklar hayvanların yasını tutmaya daha meyilli

Evcil hayvanların ölümleri, kişilik yapılarıyla ilişkili olarak insanlarda farklı etkiler gözlemlenmesine yol açar. Ancak, bu durum en çok iki tür insanı derinden etkiler: yaşlılar ve çocuklar.

İlk durumda, muhtemelen yaşlı kimsenin uzun zamandır tek dostu evcil hayvanıdır. İkinci durumda ise, çocukların çoğu evcil hayvanlarla beraber büyür. Onlar için bu kaybı atlatmak daha zordur.

Sevdiklerinizin ölümünde olduğu gibi, bir hayvanın arkasından acı ve keder hissetmek çok normaldir. Yani, bir hayvanı gömdükten sonra onu sevgi ile anımsamaya kadar olan süreci tamamlarsınız.

Evcil hayvanın yasını tutmak

Bir insanın kedisi ya da köpeği öldüğü zaman verdiği ilk tepkilerden birisi, durumu tam olarak kavrayamamaktır. Hayvan uzun bir ömür sürmüş ya da kronik bir rahatsızlığa sahip olmuş olsa bile (ki bu da nihai sonuca bizi hazırlar), yine de artık yanımızda olmayacağı fikri bizi derinden etkiler.

Hayvan gömüldükten ya da yakıldıktan sonra, varlığını yanımızda hissetmemiz normal. Yatağın yanında minik patilerinin seslerini duymak ya da kapının eşiğinde miyavladığını sanmak çok normaldir. Kimisine göre, ruhları bizi teselli etmek için var olmaya devam eder. Bazıları da, dostumuzun sesini duymaya alışkın olduğumuz için ölümünden sonra da onun sesini duyduğumuzu söyler.

Hayvanın ölümünden sonra bize en çok acı veren anılar, birlikte vakit geçirdiğimiz o sıradan anlardır. İşten eve döndüğümüzde bizi kuyruğunu sallayarak bekleyen dostumuz artık yok. Ya da, kış günlerinde o mırlamayı artık hissedemiyoruz, parkta oyunlar oynadığımız kişi artık yok vs.

Bir evcil hayvanın ölümünden en çok etkilenenler yaşlılar ve çocuklardır.

Geçen zamanla birlikte, o harika varlığın anıları artık eskisi gibi acıtmaz ya da bizi ağlatmaz. Hayvanımızın fotoğrafına bakmak gittikçe kolaylaşır. Ya da boğazımız düğümlenmeden onun maceralarından sevgiyle bahsedebiliriz.

köpeğin ölümü

Defnetme ve anma

Eğer hayvanımız, hayvan mezarlığına gömülürse mezarını ziyaret edebiliriz. Ona oyuncaklar getirebiliriz. Veya sanal bir mezarlığa fotoğraflar yükleyebiliriz (İnternette birçok örneği var) ve ona mesajlar bırakabiliriz. Bu siteler sayesinde, yas tutanların bizden ibaret olmadığını görmüş oluruz.

Kaybımızı atlattıktan sonra eve yeni bir kedi veya köpek almamız önerilir. Çoğu insan yeni bir hayvan sahiplenmede ya da satın almada aceleci davranır. Bu şekilde acıyı daha kolay atlatabileceklerini düşünürler. Ancak, bu tam tersi bir etki yaratabilir. Neden mi? Çünkü o yeni canlının bakımıyla ilgilenecek durumda olmayacağız. Ayrıca, onu sürekli ölen hayvanımızla kıyaslayıp duracağız.